MÛSÂ TOPBAŞ EFENDİ (K.S) İLE OLAN HATIRALARI

İlhan Efendi’nin, Mûsâ Topbaş  Efendi (k.s) ile de sayıya gelmeyecek kadar çok hâtırâtı vardır. Bu hâtıralardan birisini şöyle nakletmiştir:

“1974 yılında, Üstâdımız’ın İstanbul Sultantepe'deki köşkünde çok feyizli bir sohbet yapılmıştı. Sohbeti yapan Sâmî Efendimiz’di. Bir sohbet, bir aşr-ı şerîf şeklinde devam etti. Bir çok aşr-ı şerîf okuyan kardeşler vardı. En sonunda sohbet bitince, Sâmî Efendimiz’in dâmadları Ömer Kirazoğlu Bey, fakîre oku dediler. Bir aşr-ı şerîf, bir gazel, bir ilâhî de oku demediler. Fakîr zaten burnuma kadar feyizle dolmuş idim. Bir tahmîs okudum. Muhammed Es’âd Erbilî Hazretleri’nin gazeline yapılmış bir tahmîs idi (Bir gazelin her beyitinin üzerine bir başka şâir tarafından üçer mısra ilâve edilirse buna tahmîs denilir). Bu tahmîs tefsir sâhibi Hamdi Yâzır Hocaefendi Hazretlerinin tahmîsidir, onu okumak geldi içimden, sonuna kadar okudum.

Baktım Sâmî Efendi Hazretlerinin göz yaşları mübârek sakallarından süzülmeye başladı. Bendeniz o hâlet-i rûhiye içerisinde nasıl okudum, nerede okudum, yerde mi okudum, gökte mi okudum bilemiyorum.

Evliyâullahda göz yaşları her zaman görünmez. Onların vecd hâlini her zaman yakalamak mümkün değildir. O gün, Sâmî Efendimiz Hazretlerinin, Mûsâ Efendimiz’in devlethânesinden bir ayrılışı vardı ki o gidişlerini hiç unutamam...

Sohbetten sonra herkes müsâade isteyip ayrılıyordu. Bendeniz de müsâade istedim. Mûsâ Efendimiz “siz kalın” dediler. Herkes ayrıldıktan sonra köşkün bahçesindeki ağaçların altına fakîri götürdüler. Bildiğim ilâhî ve gazellerden bir haylisini daha okuttular.

İlhan Efendi’nin Mûsâ Efendi’yle bir hâtırâsı daha vardır ki anlatırken sanki tekrâr yaşamıştır. O da şöyledir:

“Mekke-i Mükerreme’deyiz. Fakîr, 1985-1990 arası Mekke-i Mükerreme’de bulundum. O yıllarda Mûsâ Efendi üstâdımız Medîne-i Münevvere’de kalır, vakit vakit umre için Mekke-i Mükerreme'ye gelirlerdi. Bir teşrîflerinde, sohbet hazırlansın, bir yemek düzenlensin istedik. Cidde Üniversitesi harita mühendisi görevlilerinden Ali Kemal Bey ile birlikte bir sohbet ve yemek hazırladık. Mekke-i Mükerreme'nin doğusunda 15 km kadar uzaklıkta bağlık bahçelik sayfiyelerin bulunduğu, Mekke zenginlerinin villalarının olduğu Avâlî isimli yerde bir sohbet düzenlemiştik.

Bendeniz sohbet yârânı ile birlikte bir minibüsle gittik; Üstâdımız özel arabalarıyla geldiler. Yemekler yendi, sohbetler yapıldı. Huzûr zirvede. Üstâdımız dönüşte fakîri kendi arabalarına davet ettiler. Direksiyonda Ali Kemâl Bey vardı, sağ yanında bendeniz, arkada, makâmda Üstâdımız, sağ taraflarında muhterem mahdumları, sol tarafında ise fıkıh âlimlerinden dostumuz Nureddin Efendi vardı. Yola koyulduk. Üstâdımız buyurdular ki: “İlhan bey, aklımdakini oku bakalım.”(Evliyâullahın imtihânları basit gibi görülebilir, ama büyüktür). Aklındakini demediler, aklımdakini oku dediler. O zamana kadar fakîr uslu uslu oturuyordum. Bu tevcîhden sonra bütün hücrelerim harekete geçti. Acaba ne istiyorlar diye kendimi şöyle bir yokladım, istediklerini buldum. Yalnız, istediklerini hemen okumadım. Önce Muhammed Es’âd Erbilî Hazretlerinden bir gazel, sonra Sâmî Efendimiz ile ilgili kendi yazdığım bir dörtlük, sonra sıra kendi isteklerine geldi. (O şiir tarafımdan kendilerine ithâfen yazdığım bir şiirdir). Hicâz makâmının perdelerini göstererek vecd ile okudum. Direksiyondaki kardeşimiz de yol bitmesin, uzasın diye yolun sağından yavaş yavaş gelin götürür gibi götürdü. Kaldıkları otele yaklaştık (Fındık Şubrâ) onları uğurladık. Bendeniz okurken iki misafirin arkadaki hıçkırıklarını duyuyordum. Arabadan inerken Üstâdımızın mübârek çehrelerine baktım, her yanında güller açıyordu. Bana buyurdular ki: "Türkiye’ye döndüğünüzde Abdullah Bey’e söyleyin bu şiiri Altınoluk dergisinde yayınlasınlar...”Üstâdımızı uğurladıktan sonra biz arabada Ali Kemâl Bey'le oturduk kaldık.

Ali Kemâl Bey bana dedi ki; “İlhan Bey biz şimdiye kadar Üstâdımıza ip gibi, hiç eksiği olmayan nice ziyâfetler hazırlamışızdır da Üstâdımız’ın bu kadar sürûrlu olduğunu hiç görmemişizdir."
Bu hâtıra İlhan Efendi’nin “ Edebiyât ve musikî ile asıl alâkam, intisâbımdan sonradır.” sözünü pekiştirmiştir. Bu hâtırayı naklettikten sonra şöyle demiştir : “Edebiyât ve musikînin âhengi birleştiği zaman iş güzelleşiyor”1999 yılının Temmuz ayında âhirete irtihâl eden Mûsâ Efendi’yi, İlhan Efendi’nin, ne kadar çok sevdiğini ve değer verdiğini, teessürünü ifâde eden şu sözlerinden anlayabiliriz: “İki şeyh yetimi olduk.”

 



Hayatı - Sohbetleri - Şiirleri - Tercümeleri - Fotoğraflar - Ana Sayfa
www.ilhanarmutcuoglu.com © 2010

Ana Sayfa > Hâtıraları > Mûsâ Topbaş Efendi (k.s.)